Felaket filmlerinde Amerikan sinemasının kendine rakip tanımadığı bir gerçek. İşte bunun son örneklerinden biri Deepwater Horizon filmidir. Bu filmde Amerika’nın sinema sektöründeki yaratıcılığı bir daha ortaya çıkıyor. Bu yaratıcılık iki yönlüdür. Biri, sinema sektöründe teknolojinin nasıl bu kadar başarılı kullanılabileceğinin yeni bir kanıtı olmasıdır. Ama asıl ikincisi, yaşanabilecek en büyük rezaletin nasıl büyük bir kahramanlık öyküsüne çevrilebileceği noktasındadır.

Hatırlanacaktır, 2010 yılında büyük bir petol şirketinin Meksika Körfezi’nde bulunan sondaj kulesinde bir kaza olmuş ve tarihin en büyük petrol kazası yaşanmıştır. Deepwater Horizon isimli bir yüzer sondaj platformu, Meksika Körfezi açıklarında pertrol araştırması yaparken büyük bir patlama gerçekleşmişti. Öyle ki bu kazadan Mississippi Nehri deltası bile etkilenmişti. Çok sayıda ölüm ve yararlanmanın olduğu bu kazadan sonra uzun süre petrol kuyusu kapatılamamış ve tonlarca petrol Meksika Körfezi’ne yayılmıştır. Sonradan yapılan incelemelerde, bu sızıntıda petrol şirketinin gerekli önlemleri almadığı ve sızıntıyı durdurma konusunda son derece beceriksiz kaldığı ortaya çıkmıştır.

deepwater-horizon

Petrol şirketi daha sonra, neden olduğu bu çevre felaketi ile ilgili olarak balıkçılar, çevre sakinleri, temizleme görevlileri ve zarar gören herkese 8 milyar dolara yakın bir tazminat ödemek zorunda kalmış, ancak bu olay büyük bir rezalet olarak tarihe geçmiştir. Daha sonra şirket, beş eyalet yönetimi ve sondaj şirketlerine ödenmek üzere 20 milyar dolarlık tazminata mahkum edilmiştir.

Şimdi, 30 Eylül 2016 tarihinde vizyona giren bu filmde, Hollywood sinema sektörü, pazarlama dehasını ortaya koymuş ve bu rezaletten bir başarı öyküsü yaratmıştır.

Filmin yönetmeni Peter Berg ve başrol oyuncuları Mark Wahlberg, Dylan O’Brien, Kate Hudson, John Malkovich ve Kurt Russell oldukça başarılı bir çizgideler. Sadece bir felaket filmi olarak dikkate alındığında, Matthew Sand ve Matthew Michael Carnahan ikilisinin yazdığı senaryo oldukça heyecan verici. Film baştan sonra kadar soluksuz izlenebiliyor. Ancak yukarıda söz edildiği gibi konu, bir rezaletten başarı hikayesi elde etmeye dayanınca dudaklara bir tebessüm yayılmıyor değil. Yoksa, görev için evini bırakıp bir sondaj kulesinde, olmadık sıkıntılar yaşayan ve hayatta kalma mücadelesi veren Mike açısından elbette endişelenmemek mümkün değil.