Yaklaşık 6-7 yıl önce henüz çok küçükken, internet kafeden çıkmadığımız zamanlarda tanışmıştım CoD ile. O zamanlar ingilizceden anlamasam da oyundaki aksiyonun ve gerçekçiliğin güzelliğini hala hatırlıyorum. Uzun yıllar oyun dünyasını kavuran bu seriden ben yıllarca uzak kalmıştım. Birkaç yıldır tekrar oyun dünyasında yaşıyorum. CoD yıllarca çok çekiştirilen bir seri oldu. Kimi gruplar fanı, kimileriyse düşmanı olmaya başladı. Oyun dünyasında böyle şeyleri hoş karşılamadığımdan ben ne fanı ne de düşmanı oldum. Geçtiğimiz günlerde Bekir abimin ricası üzerine yoğun hayatımdan sıyrılıp oyunu arkadaşımla beraber test etmeye başladım. Artık diziye dönmüş olan oyunda ilk merak ettiğim şey hikaye olmuştu. Bizi her oyunda çeşit çeşit savaşa sokan CoD bu sefer hangi sürprize sahipti ? Belki de CoD bu sefer fanları dışındakileri de memnun edebilecekti.

Oyun temelde CoD2 ile doğan IW Engine motorunun geliştirilmiş bir sürümü üzerine kurulu. Hikayeye dalmadan önce ilk notlarımı düşmek istiyorum. Grafik ve mekan detayları gayet güzel, size bir şeyleri hissettirip içine katacak düzeyde. Hikaye benim gibi bilim-kurgu manyağı biri için gayet ilgi çekici ancak hikayenin anlatılışı biraz zayıf kalmış. Stephen Gaghen tarafından yazılan, temelleri biraz klişe görünse de hikaye detaylarıyla çok hoş. Ancak hikaye ve SP modunun oldukça kısa olduğunu en başından bildirmemde fayda var. Tüm seri boyunca Yüzbaşı John Price ile oynadık ve bu oyunda bir değişiklik olduğunu fark ettiğim andan itibaren acaba Price ailesinden biri ne zaman bir yerden fırlayacak diye beklediğimi inkar edemem.

Hikayenin bir kısmı şöyle (Merak etmeyin spoiler sayılmaz.):
Orta Doğu hükümetleri uzun yıllar süren savaşlardan sonra nükleer silahlarla yok olmuştur. Güney Amerika’daki halklar ise kendi geleceklerini güvence altına alabilmek için bir Federasyon’da birleşirler. Federasyon Güney ve Orta Amerika’yı tamamen ele geçirmiş ve güçlenmiştir.

Federasyon ABD’nin yörüngeye yerleştirilmiş, füzelere sahip uydulardan oluşan savunma sistemi ODIN’i (Orbital Defense Initiative) ele geçirir. Federasyon ele geçirdiği savunma sistemiyle Kuzey Amerika’da yer alan pek çok şehri yok eder. Savunma sisteminde çalışan bazı astronotlar ise olaylar daha fazla kötüye gitmeden sistemin imha programını devreye almayı başarırlar ve böylece sistem daha fazla kullanılamaz. Ve biz daha sonra kendimizi olaylardan 10 yıl sonraki dünyada buluyoruz.
Oynanış:
Serinin diğer oyunlarından farklı olarak bu oyunda tek karakteri yönlendiriyoruz. IW’ın bu sefer gerçekten iyi iş çıkardığını kabul etmemiz gerekiyor. Oyunda aksiyon dolu sahneler hiç bitmiyor, sabit kalmamız neredeyse imkansız. Ayrıca oyunda yeni moda bir özellik olan ‘koşarken’ kayma da mevcut. Oyunda çok özel bir köpeğe de sahibiz. Karakteri olan ve dünyanın en iyi yetiştiricisinin eğitimini almış özel bir K9. Adı Riley, vücuduna yerleştirilmiş kameradan ne yaptığını izleyebiliyoruz. Geçemeyeceğimiz yerlerde onu keşfe çıkarabiliyor, düşmanlarımızı öldürmesini sağlayabiliyoruz. Elbette ki bombalar konusunda bir K9 kadar, başka bir hayvana güvenemeyiz.

Tema:

Yıkılmış ülkeyi benzer yok olmuş şehir temasına sahip oyunlardaki gibi doğa sarmalamış durumda. Şehirlerde pek çok saldırgan ve vahşi hayvan yaşıyor. Bi’tarafınızdan ısırtmak istemiyorsanız kaçmak ya da öldürmek size önerebileceğimiz güzel çözümler. Temayı bize sunan fizik motoru harika sayılmasa da oldukça geliştirilmiş ve üzerinde çalışılmış. Bir Battlefield olmasa da bize o atmosferi hissettirebildi ve oyundaki aksiyonu iyi düzeyde yansıttı. Oyunda ışıklandırma, efekt ve müzik uyumları -dikkat ederseniz müzik dedim, ses değil. CoD2’nin değerini böylece daha iyi anladım.- son derece başarılı olmuş ve oyuna bağlayıcı unsurlar olmayı da başarmışlar.

CoD serisi eğer her seferinde fizik motoru en az bu oyundaki kadar geliştirilirse asla fanlarını soğutmayacak gibi duruyor, en azından grafiksel açıdan çünkü CoD hala CoD. Hayranların bile aynı şeylerden bir süre sonra sıkılmaması imkansız görünüyor.

Multiplayer kısmına bir göz attığımızda ise yeni modların geldiğini gördük. Toplam 9 olan modlardan biz kısıtlı vakitten dolayı yalnızca 3 tanesini deneyebildik. Tüm modlar şöyleydi: Blitz, Cranked, Domination, Free for all, Infected, Kill Confirmed, Search and Destroy, Search and Rescue, Team Deathmatch.

Denediğimiz 3 moddan kısaca bahsetmek istiyorum.
Infected: Şüphesiz en zevk aldığımız modlardan. Hastalık hastası biri olarak cidden çok seviyorum bu modları. Hasta bir oyuncumuz oluyor ve elindeki ‘pıçağ’ı taktığı oyuncu da hastalıklı oluyor. Böylece sağlıklı oyuncular hem hayatta kalmaya hem de hastalıklılara karşı savaşmaya çalışıyor.

Blitz: Modernleştirilmiş CtF (Capture the Flag). Ekibimizi koordine ederek hem kendi doğuş noktamızı korumalı hem de düşmanın ‘spawn’ noktasındaki ‘portal’ın gücünü kesmeliyiz.

Cranked: En aksiyonlu mp modu. Bir düşmanı öldürdüğünüzde 30 saniyelik Cranked başlıyor. Bu sürede daha hızlı, daha çevik ve güçlü oluyoruz. 30 saniye içinde yeni bir düşmanı öldürmemiz gerekiyor aksi takdirde bum- havaya uçuyoruz.